Âdem Aleyhisselâm
Dâvud Aleyhisselâm
Elyesa Aleyhisselâm
Eyyub Aleyhisselâm
Harun Aleyhisselâm
Hızır Aleyhisselâm
Hud Aleyhisselâm
ibrahim Aleyhisselâm
idris Aleyhisselâm
ilyas Aleyhisselâm
Îsa Aleyhisselâm
ishak Aleyhisselâm
ismail Aleyhisselâm
işmoil Aleyhisselâm
Lokman Hekim
Lut Aleyhisselâm
Musa Aleyhisselâm
Nuh Aleyhisselâm
Salih Aleyhisselâm
Süleyman Aleyhisselâm
Şem'ûn Aleyhisselâm
Şit Aleyhisselâm
Şuayb Aleyhisselâm
Uzeyr Aleyhisselâm
Yahya Aleyhisselâm
Yakub Aleyhisselâm
Yunus Aleyhisselâm
Yusuf Aleyhisselâm
Yuşa Aleyhisselâm
Zekerriya Aleyhisselâm
Zülkarneyn Aleyhisselâm
Zülkifl Aleyhisselâm
|
ZEKERİYYÂ ALEYHİSSELÂM
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İsmi
Zekeriyyâ bin Âzan bin Müslim bin Sadun olup, soyu
Süleymân aleyhisselâma ulaşır. Yahyâ aleyhisselâmın
babasıdır. Mûsâ aleyhisselâmın getirdiği dinin emir ve
yasaklarını insanlara tebliğ etti. Marangozluk yapar
elinin emeğiyle geçinirdi. Kavmi tarafından şehit
edildi. Zekeriyyâ aleyhisselâm zamânında Şâm vilâyeti
Batlamyüsilerin elindeydi. Onlar Kudüs'te bulunan Beyt-ül-Makdis'e
hürmet ederlerdi. Beyt-ül-Makdis mâmur olup gece ve
gündüz orada ibâdet edilirdi. Mescidde Hârûn
aleyhisselâm neslinden din büyükleri vardı. O
zamanlarda İsrâiloğulları arasında peygamber yoktu.
Bunlar bir peygamber göndermesi için gece gündüz Allahü
teâlâya duâ ettiler. Allahü teâlâ, Beyt-i Makdis'te
Tevrât yazmayı ve kurban kesmeyi idâre eden Zekeriyyâ
aleyhisselâmı peygamber olarak vazifelendirdi.
Zekeriyyâ aleyhisselâm insanlara nasihat ederek doğru
yola çağırdı. İsrâil oğullarından onun bildirdiklerine
inananlar olduğu gibi, inanmayıp karşı çıkanlar daha
çok oldu. Zekeriyyâ aleyhisselâm, İmrân bin Mâsân
isminde bir dostunun kızı olan Elisa ile evlendi. Elise
ile hazret-i Meryem kardeş olup babaları İmran idi.
İmrân önce Elisa'nın annesi ile sonra bunun başka
erkekten olan kızı Hunne ile evlenmişti. Hazret-i
Meryem'in annesi olan Hunne; ''Cenâb-ı Hak bana bir
oğul ihsân ederse Beyt-ül-Makdis'e hizmetçi
yapacağım.'' diye adakta bulundu. Kızı oldu. Adını
Meryem koydu. Hazret-i Meryem doğmadan önce babası
İmrân vefât etti. Hunne kızı Meryem'i teslimetmek üzere
Beyt-ül-Makdis'e götürdü. Orada bulunan âlimlere
niyetini anlatıp nezrinin kabûlünü ricâ etti. Meryem,
Beyt-i Makdis'e kabul edildi. Fakat Meryem'in kimin
himâyesinde kalacağı husûsunda Beyt-i Makdis
hizmetçileri olan âlimler arasında anlaşmazlık oldu.
Zekeriyyâ aleyhisselâm; ''Çocuğu himâyeme ben alacağım.
Akrâbalık yönünden çocuğua en yakın benim.'' dedi.
Diğer âlimler de çocuğu himâyelerine almak istediler.
Çekilen kur'a neticesinde hazret-i Meryem'in Zekeriyyâ
aleyhisselâmın himâyesinde kalması kararlaştırıldı.
Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i evine götürdü.
Onu hanımı Elisa büyüttü. Sonra da hazret-i Meryem için
Beyt-i Makdis'te yüksek bir oda yaptırdı. Hazret-i
Meryem bu odada hem Allahü teâlâya ibâdet etti, hem de
Zekeriyyâ aleyhisselâmdan Tevrât okudu. Zekeriyyâ
aleyhisselâm ona hergün yiyecek getirir, ibâdetten bir
şey öğretirdi. Bir kış günü odasına girdiğinde önünde
dünyâ yiyeceklerine benzemeyen türlü türlü nimetler
gördü. Nereden geldiğini sorduğunda; ''Allahü teâlâ
tarafından geliyor.'' diye cevap verdi. Bu yiyecekler
Allahü teâlânın kudretinden hazret-i Meryem' e verdiği
bir kerâmetti.
Zekeriyyâ aleyhisselâm 99 veya 120 yaşına geldiği halde
neslini devâm ettirecek bir evlâdı yoktu. Hanımı da
zaten çocuk doğurmuyordu ve 98 yaşındaydı. Gerek
Zekeriyyâ aleyhisselâmın, gerekse hanımının çocuk
sâhibi olma yaşları geçmişti. Fakat içine bir evlâd
sevgisi düşüp kendisine sâlih bir evlâdihsân etmesi
için Allahü teâlâya duâ etti. Allahü teâlâ ona Yahyâ
isminde bir oğlan çocuğu ihsân edeceğini Cebrâil
aleyhisselâm vâsıtasıyla bildirdi. Birgün Zekerriyyâ
aleyhisselâm odasında namaz kılarken beyaz elbiseler
içerisinde Cebrâil aleyhisselâm gelerek Allahü teâlânın
kendisine Yahyâ isminde bir oğul ihsân edeceğini
müjdeledi. Ayrıca onun hazret-i İsâyı tâsdik edeceğini,
zamânın büyüklerinden ve bütün kötülüklerden uzak,
nübüvvetle (peygamberlikle) muttasıf, sâlihler
zümresinde bir zât olacağını haber verdi. Zekeriyyâ
aleyhisselâm bu müjdeye sevinip arzusunun çabukluğunu
arz ederek: ''Yâ Rabbi! Bana vâd ettiğin çocuğun
meydana geleceğini delil ve alâmet olmak üzere, bu
gönlüme yerleşmesi ve kalbimin bana vâdettiğin şeyde
mutmain olması için bir nişan ver. O alâmetle bu nimeti
şükürle karşılayayım.'' diye münâcaatta bulundu. Allahü
teâlâ Zekeriyyâ aleyhisselâmın duâsını kabul ederek;
''Senin için alâmet, birbiri ardınca üç gece (ve
gündüz) insanlarla konuşmamandır.'' Bir hastalık ve
sebep olmaksızın, sen sıhhatlı olduğun halde üç gece
(ve gündüz) dilini konuşmadan alıkoymandır.'' buyurdu.
Yahyâ aleyhisselâm ana rahmine düşünce Zekeriyyâ
aleyhisselâm konuşamaz oldu. Meramını ancak işâretle
anlatabiliyordu. O, bu üç gün içinde devamlı ibâdet ve
zikirle meşgul oldu. Cenâb-ı Hakka karşı hamd ve şükür
vazifesini yerine getirdi. Müddet tamam olunca
Zekeriyyâ aleyhisselâmın oğlu yahyâ aleyhisselâm
dünyâya geldi. Yahyâ aleyhisselâmın doğumu ile,
Zekeriyyâ aleyhisselâm ve âilesi sevince gark oldular.
Yahyâ aleyhisselâmdan altı ay sonra İsâ aleyhisselâm
dünyâya geldi. İsrâiloğulları İsâ aleyhisselâm
beşikteyken Allahü teâlânın kudretiyle konuşmasına
rağmen, onun babasız dünyâya gelmesiyle ilgili olarak
Zekeriyyâ aleyhisselâma iftirâ ettiler. Zekeriyyâ
aleyhisselâmı şehit etmek üzere aramaya başladılar.
Yahûdilerin iftirâlarını ve kendisini öldürmek
istediklerini haber alan Zekeriyyâ aleyhisselâm ''Takat
getirilemeyen şeyden uzaklaşmak, peygamberlerin
sünnetidir.'' kâidesinde Yahûdilerin, onu yakalamak
için peşine düştüler. Zekeriyyâ aleyhisselâm Beyt-ül-Makdis
yakınlarında ağaçlı bir bahçeye girdi. Bir ağacın
yanından geçerken ağaç: ''Ey Allah'ın peygamberi! Bana
gel'' diye seslendi. Ağaç yarıldı ve Zekeriyyâ
aleyhisselâm içine girdi. Sonra kapandı ve onu gizledi.
İsrâiloğulları Zekeriyyâ aleyhisselâmın izini tâkip
edip nereye gittiğini anlayamadılar. O sırada mel'ûn
İblis (şeytan) gelerek onlara; ''Bu ağacı bıçkı ile
kesin, burada ise meydana çıkar. Yoksa ne kayb
edersiniz.'' dedi. Kâfirler o ağacı biçerek Zekeriyyâ
aleyhisselâmı şehit ettiler. Zekeriyyâ aleyhisselâmın
türbesi Halep'tedir.
Mûcizeleri:
1-Kalemleri, kendi kendine Tevrât'ı yazardı. Zekeriyyâ
aleyhisselâm Beyt-i Makdis'te maiyyetinde yetmiş kişi
olduğu halde Tevrât yazarlardı. Yahûdilerin biri gelip;
''Hak peygamber olsaydın, elinde Tevrât yazmaya muhtâç
olmazdın; sen de elinle yazıyorsun, emrindekilerle
aranızda hiçbir fark görmüyorum.'' diye konuştu.
Hazret-i Zekeriyyâ bu söze çok üzüldü ve meraklandı.
Cebrâil aleyhisselâm gelip: ''Ey Zekeriyyâ, buradan
kalkınız! Kaleminize emr ediniz, kendi kendine
yazsın!'' dedi. Zekeriyyâ kalkıp, emr edince, kalem
istenen şeyi yazmaya başladı. O saatte kalem on iki
sûre yazdı. Bu mûcize ile birçok kimse imân etti.
2-Zekeriyyâ aleyhisselâm hazret-i Meryem'i terbiyesi
altına aldığı vakit, yazılması lâzım gelen
kefâletnâmeyi, kalemsiz, hokkasız yazmışlardır.
3-Kur'ân-ı kerimde bildirildiği gibi, Zekeriyyâ
aleyhisselâm ve Beyt-i Mukaddes hademe ve kayyimlerden
yirmi dokuz kişi arasında hazret-i Meryem'in kefâleti
hakkında meydana çıkan ihtilaf üzerine herkes kendi
kalemini Ürdün suyuna atmışlarken, yanlız Zekeriyyâ
aleyhisselâmın kalemi suyun üzerinde dikilmiş
kalmıştır.
4- Ağaçlar, Zekeriyyâ aleyhisselâmla konuşurlardı.
Yahûdilerden bir tâife kendisini şehit etmek üzere
araştırırlarken, kendileri de onlardan kaçtığı vakit,
bir ağaç; ''Ey Allahın peygamberi, gel bende gizlen
seni ben muhâfaza ederim'' diye dile gelmişti.
5-Zekeriyyâ aleyhisselâm su üzerinde yürür ve mübârek
ayakları ıslanmazdı. Kendisi için suda yürümekle,
karada yürümek arasında fark yoktu.
6-Zekeriyyâ aleyhisselâmdan mûcize istendiği vakitte,
yakınlarındaki ağaçlara mübârek eliyle işâret etmiş,
hemen ağaçlar, köklerinden kopup, önlerine gelip
kalmışlardır.
Kur'ân-ı kerimin Âl-i İmrân, Meryem, Enbiyâ ve En'am
sûrelerinde Zekeriyyâ aleyhisselâmla ilgili haberler
verilmektedir. |